Endonezya'da yaşanılır mı ?

Emir

New member
Selam forumdaşlar,

bazen bir ülke hakkında soru sorarken aslında kendimizle ilgili bir şeyleri de kurcalarız. “Endonezya’da yaşanılır mı?” sorusu benim için tam olarak böyle bir soruydu. Bir akşam, bilgisayar ekranının soluk ışığında haritaya bakarken aklıma düştü bu düşünce. Uzak, nemli, kalabalık ve gizemli bir ülke… Ama aynı zamanda sıcak, renkli ve yaşayan. Bu yazıyı, bir bilgi metni gibi değil; bir hikâye gibi paylaşmak istiyorum. Çünkü Endonezya, rakamlardan çok insanlarda anlam buluyor.

Bir Hayal Masası: Gitmek mi, Kalmak mı?

Hikâye bir masada başlıyor. Aynı masada iki kişi: Murat ve Zeynep. Önlerinde kahveler, aralarında harita ve sessiz bir soru: “Gerçekten Endonezya’da yaşanır mı?”

Murat, her zamanki gibi konuya hızlı giriyor. Laptop açık, sekmeler dolu. Yaşam maliyetleri, vize türleri, internet hızları, sağlık sistemi… Onun için bir ülkede yaşanıp yaşanamayacağı, çözülebilir problemler listesi demek. Eğer riskler yönetilebiliyorsa, plan yapılabilir.

Zeynep ise sessizce dinliyor. Gözleri ekranda değil, hayalinde. İnsanlar nasıl? Yabancılara karşı sıcaklar mı? Kadın olarak güvende hisseder miyim? Komşuluk var mı, yalnızlık ağır mı? Onun için yaşamak, sadece hayatta kalmak değil; ait hissedebilmek.

Murat’ın Gözünden Endonezya: Strateji ve Gerçekler

Murat konuşmaya başladığında tablo netleşiyor. Endonezya, özellikle Bali ve Cakarta gibi bölgelerde, dijital göçebiler için cazip.

- Yaşam maliyetleri Avrupa’ya göre düşük

- İnternet altyapısı belirli bölgelerde güçlü

- Vize seçenekleri esnek ama bürokrasi sabır istiyor

“Bak,” diyor Murat, “doğru yerde yaşarsan aylık giderler makul. Çalışma izni zor ama uzaktan çalışıyorsan çözülebilir.”

Onun dünyasında Endonezya, stratejik bir hamle. Artıları ve eksileri var ama her şey hesaplanabilir. Tropikal iklim? Alışırsın. Trafik? Zamanını ayarlarsın. Kültür farkı? Öğrenilir.

Murat için “yaşanılır mı?” sorusunun cevabı, büyük ölçüde “planlanabilir mi?” ile eşdeğer.

Zeynep’in Gözünden Endonezya: İnsanlar ve Hisler

Zeynep ise başka bir hikâye anlatıyor. Bali’de tanıştığı bir kadını hatırlıyor. Sabah pazarda gülümseyerek meyve uzatan satıcıyı. Tanımadığı hâlde çocuğunu emanet eden komşuyu.

“Orada insanlar yavaş,” diyor. “Ama bu yavaşlık insana iyi geliyor.”

Zeynep için Endonezya’da yaşamak, bağ kurmak demek. Ritüeller, tapınaklar, sokakta tütsü kokusu… Hayatın sadece işe yetişmekten ibaret olmaması. Ama aynı zamanda zorluklar da var: Kadın olarak bazen görünmez olma hâli, bazen de fazla görünür olma çelişkisi.

Onun sorusu şu: “Bu ülkede kendim olabilecek miyim?”

Aynı Sokak, İki Farklı Deneyim

Hikâyenin dönüm noktası, ikisinin de Endonezya’ya kısa süreli gitmesiyle geliyor. Aynı sokakta yürüyorlar ama farklı şeyler görüyorlar.

Murat, elektrik kesintisini fark ediyor. Zeynep, karanlıkta kahkaha atan çocukları.

Murat, düzensiz trafiğe sinirleniyor. Zeynep, kimsenin acele etmemesine şaşırıyor.

İşte Endonezya’nın sırrı burada. Aynı gerçeklik, farklı bakış açılarıyla bambaşka anlamlar kazanıyor. Erkeklerin çözüm odaklı yaklaşımı sorunları küçültürken, kadınların empatik yaklaşımı deneyimi derinleştiriyor.

Endonezya’da Yaşamak: Cennet mi, Sınav mı?

Endonezya ne tamamen bir cennet ne de kaçılması gereken bir yer. Depremler, sel riski, sağlık sistemi, dil bariyeri… Bunlar Murat’ın listesinde kalın kalemle yazılı.

Ama aynı zamanda topluluk duygusu, doğayla iç içe yaşam, daha az tüketip daha çok hissetmek de Zeynep’in defterinde yer alıyor.

Burada yaşamak, biraz sabır, biraz esneklik istiyor. Kurallarla değil, ilişkilerle yürüyen bir hayat var. Plan yapmayı sevenler için zorlayıcı, akışa güvenenler için öğretici.

Hikâyenin Özeti: Yaşanır mı, Kime Göre?

Hikâyenin sonunda Murat ve Zeynep aynı karara varmıyor ama birbirlerini daha iyi anlıyorlar. Endonezya’da yaşamak, tek bir doğruya sahip değil.

- Stratejik düşünenler için fırsatlarla dolu ama dikkat isteyen bir ülke

- İlişkisel ve empatik bakanlar için sıcak ama sınırları olan bir dünya

Belki de “Endonezya’da yaşanılır mı?” sorusu, “Ben nasıl bir hayat istiyorum?” sorusunun başka bir versiyonu.

Forumdaşlara Birkaç Soru

- Siz Endonezya’da yaşamayı düşünürken ilk neye bakardınız: şartlara mı, hislere mi?

- Uzak bir ülkede yaşamak sizin için özgürlük mü, belirsizlik mi?

- Erkek ve kadın bakış açılarının bu kararda gerçekten fark yarattığını düşünüyor musunuz?

- Siz olsanız Murat gibi mi düşünürdünüz, Zeynep gibi mi hissederdiniz?

Bu hikâyeyi buraya bırakıyorum çünkü her göç fikri, biraz da içsel bir yolculuk. Belki Endonezya’da yaşanır, belki yaşanmaz. Ama kesin olan bir şey var: Bu soru, insanın kendisiyle kurduğu diyaloğu derinleştiriyor. Siz bu hikâyenin neresindesiniz?
 
Üst