Bengu
New member
Uhud Savaşı'nda Gözüne Ok Saplanan Sahabe: Herkesin Gözü Üzerindeydi!
Selam forumdaşlar,
Bugün sizlere Uhud Savaşı’nda gözüne ok saplanan bir sahabeyi anlatacağım ama... Hani derler ya, bazen insanlar başlarına gelen olayı o kadar “cool” şekilde karşılarlar ki, biz bile “Vay be, buna nasıl takılmadılar?” diye düşünürüz. İşte, bu yazıyı yazma amacım tam da bu! Çünkü Uhud Savaşı’nda gözüne ok saplanan sahabe, öyle bir adam ki, aslında o anı hiç de dert etmemiş gibi görünüyor! Hadi bakalım, gelin bu ilginç hikâyeyi bir bakalım ve biraz eğlenelim.
Birinci Perde: Oklar Havada, Sahabe Gözde!
Sahabe dediğimiz zaman, aklımıza tabii ki ciddiyet, cesaret, inanç ve daha bir sürü ulvi şey geliyor ama bir yandan da o zamanın cesur savaşçıları arasında öyle hikâyeler var ki, gerçekten kafayı yersiniz. Uhud Savaşı'nda bir sahabe var ki, adeta "Ok saplanmak mı? Ben buna göz açma diye bakıyorum!" dercesine olaylara yaklaşmış. Evet, doğru duydunuz; gözüne ok saplanmasına rağmen, biz de bir şekilde “Vay be adamın sabrına bak!” diyoruz.
Şimdi, bu cesur sahabenin adı Abu Dujana. Ama isterseniz ona "gözlüklü savaşçı" desek de olur, çünkü Uhud'daki savaş sırasında başına gelenleri duyduğunuzda “adam resmen gözünü kırpmadan savaşmış” diyeceksiniz.
İkinci Perde: Ok Saplandı, Adamı Etkilemedi!
Şimdi gelelim detaylara. Bu arkadaş, Uhud Savaşı’nda Resulullah (s.a.v.)’ın yanındayken gözüne ok saplanıyor. Hani birimiz bir yerde en ufak bir çizik alsak, bir hafta boyunca 'Aa, bir şey oldu!' diye herkese anlatırız. Ama Abu Dujana, sanki sabah kahvesini içip gelmiş gibi hiç “Böyle şeyler olur, yapacak bir şey yok” modunda devam ediyor. “Gözümde ok mu var? Amaan, bir çay içip geri döneyim” demiş gibi.
Ve biz de burada eğleniyoruz, çünkü modern zamanlarda biri gözüne ok saplansa, neredeyse iki hafta boyunca 'Aa, gözümde ok var, acıyor, morardı!' diye sosyal medya paylaşımlarını izleriz. (Evet, evet, o kadar da modern olduk maalesef!) Ama Abu Dujana, adeta ‘Bir ok daha saplansa, en azından başka gözüm kalır’ diyormuş gibi olaylara bakıyor.
Bu sahabe, o kadar sakin ki, gözünde ok saplanmasına rağmen, savaşın seyrini değiştirecek bir strateji belirlemeye devam ediyor. Nasıl mı? Hadi bakalım, erkekler çözüm odaklı olduğu için bu tür bir durum karşısında hemen “Ne yapabiliriz?” diye düşünüyorlar. Abu Dujana da, durumunu kafaya takıp savaşın gidişatını değiştirmemiş, stratejik hamlelerini yapmaya devam etmiş.
Üçüncü Perde: Kadınlar Nasıl Bir Bakış Açısıyla Yaklaşır?
Şimdi kadınların bakış açısına gelelim! Kadınlar genelde daha empatik ve ilişkisel bakarlar değil mi? Hadi, bunu da bir test edelim. Eğer bir kadın, “Birinin gözüne ok saplanmış ve o hala sakin bir şekilde savaşmaya devam ediyor!” desek, ne olur? “Aaa, kesin çok acıyordur! Hemen tedavi edilmesi lazım, göz sağlığı çok önemli!” diye düşünür. Hatta belki “Aman gözün çok değerli, bir göz kaybedersen çok üzülürsün” falan der.
Ama Abu Dujana, “Göz mü? Bir bakalım, bir de şu savaşı bitirelim” gibi bir bakış açısına sahip olmuş. Tabii ki, bu tarz olaylar savaşta cesurca hareket etmeyi gerektiriyor, ama modern hayatta değil mi? Yani, düşünsene, biri gözünden ok saplanmış ve "Yok ya, ben hala giderim" diyecek, işte o zaman herkes “Ya, sen deli misin?” diyecek.
Benim kafamda şunu canlandırıyorum: Bugün birinin gözünden ok saplansa, kadınlar arasında hemen “Aa, hemen hastaneye gitmelisin! Ne yapıyorsun, gözün gitmesin!” gibi yorumlar dönerken, erkekler arasında “Hadi abi, ne yapalım, ok zaten saplanmış, savaşmaya devam” diyebiliriz. (Yani tabii, ben bu durumda Abu Dujana’nın yerinde olsam, o ok bir şekilde 'içimden' geçse de biraz acıtırdı diye düşünürüm!)
Dördüncü Perde: Savaş Sonrası: Abu Dujana'nın Gözlemleri!
Bir de şu var: İnsanın gözüne ok saplanınca, bir süre gerçekten stratejik düşünceleri yönetebilmesi zor olabilir. Ama Abu Dujana’da böyle bir durum yok. Okun saplandığı yerin acısı, kesinlikle savaşın geri kalanını etkilememiş!
Modern zamanlarda, birinin gözüne ok saplansa, “Aman Tanrım, bu acıyı nasıl çekiyor?” demek dışında, biz herhalde pek bir şey yapamazdık. Ama sahabemiz Abu Dujana, sanki ok saplanmak, sadece bir detaymış gibi, rahat bir şekilde o anki görevini yerine getirmeye devam etmiş. Gerçekten de, insanın cesareti bazen duygusal bağlardan daha büyük olabiliyor.
Sonuçta Ne Öğrendik?
Evet arkadaşlar, konuya nasıl yaklaşacağımız gerçekten çok önemli. Bir olay karşısında nasıl tepki vereceğimiz, hem kişisel cesaretimize hem de yaşadığımız toplumun değerlerine bağlı. Ama belki de hikâyeyi okuduktan sonra şöyle düşünürüz: Eğer bir gün gözümüze ok saplanırsa, Abu Dujana gibi olamayız ama belki de acıyı bir nebze daha soğukkanlılıkla karşılamayı öğrenebiliriz!
Siz ne dersiniz? Eğer gözünüze ok saplansa, nasıl bir reaksiyon verirdiniz? Abu Dujana gibi soğukkanlı bir şekilde devam edebilir miydiniz? Yoksa kadınlar gibi “Hemen hastaneye gidelim, göz kaybetmek de neymiş!” mi derdiniz? Yorumlarınızı bekliyorum!
Selam forumdaşlar,
Bugün sizlere Uhud Savaşı’nda gözüne ok saplanan bir sahabeyi anlatacağım ama... Hani derler ya, bazen insanlar başlarına gelen olayı o kadar “cool” şekilde karşılarlar ki, biz bile “Vay be, buna nasıl takılmadılar?” diye düşünürüz. İşte, bu yazıyı yazma amacım tam da bu! Çünkü Uhud Savaşı’nda gözüne ok saplanan sahabe, öyle bir adam ki, aslında o anı hiç de dert etmemiş gibi görünüyor! Hadi bakalım, gelin bu ilginç hikâyeyi bir bakalım ve biraz eğlenelim.
Birinci Perde: Oklar Havada, Sahabe Gözde!
Sahabe dediğimiz zaman, aklımıza tabii ki ciddiyet, cesaret, inanç ve daha bir sürü ulvi şey geliyor ama bir yandan da o zamanın cesur savaşçıları arasında öyle hikâyeler var ki, gerçekten kafayı yersiniz. Uhud Savaşı'nda bir sahabe var ki, adeta "Ok saplanmak mı? Ben buna göz açma diye bakıyorum!" dercesine olaylara yaklaşmış. Evet, doğru duydunuz; gözüne ok saplanmasına rağmen, biz de bir şekilde “Vay be adamın sabrına bak!” diyoruz.
Şimdi, bu cesur sahabenin adı Abu Dujana. Ama isterseniz ona "gözlüklü savaşçı" desek de olur, çünkü Uhud'daki savaş sırasında başına gelenleri duyduğunuzda “adam resmen gözünü kırpmadan savaşmış” diyeceksiniz.
İkinci Perde: Ok Saplandı, Adamı Etkilemedi!
Şimdi gelelim detaylara. Bu arkadaş, Uhud Savaşı’nda Resulullah (s.a.v.)’ın yanındayken gözüne ok saplanıyor. Hani birimiz bir yerde en ufak bir çizik alsak, bir hafta boyunca 'Aa, bir şey oldu!' diye herkese anlatırız. Ama Abu Dujana, sanki sabah kahvesini içip gelmiş gibi hiç “Böyle şeyler olur, yapacak bir şey yok” modunda devam ediyor. “Gözümde ok mu var? Amaan, bir çay içip geri döneyim” demiş gibi.
Ve biz de burada eğleniyoruz, çünkü modern zamanlarda biri gözüne ok saplansa, neredeyse iki hafta boyunca 'Aa, gözümde ok var, acıyor, morardı!' diye sosyal medya paylaşımlarını izleriz. (Evet, evet, o kadar da modern olduk maalesef!) Ama Abu Dujana, adeta ‘Bir ok daha saplansa, en azından başka gözüm kalır’ diyormuş gibi olaylara bakıyor.
Bu sahabe, o kadar sakin ki, gözünde ok saplanmasına rağmen, savaşın seyrini değiştirecek bir strateji belirlemeye devam ediyor. Nasıl mı? Hadi bakalım, erkekler çözüm odaklı olduğu için bu tür bir durum karşısında hemen “Ne yapabiliriz?” diye düşünüyorlar. Abu Dujana da, durumunu kafaya takıp savaşın gidişatını değiştirmemiş, stratejik hamlelerini yapmaya devam etmiş.
Üçüncü Perde: Kadınlar Nasıl Bir Bakış Açısıyla Yaklaşır?
Şimdi kadınların bakış açısına gelelim! Kadınlar genelde daha empatik ve ilişkisel bakarlar değil mi? Hadi, bunu da bir test edelim. Eğer bir kadın, “Birinin gözüne ok saplanmış ve o hala sakin bir şekilde savaşmaya devam ediyor!” desek, ne olur? “Aaa, kesin çok acıyordur! Hemen tedavi edilmesi lazım, göz sağlığı çok önemli!” diye düşünür. Hatta belki “Aman gözün çok değerli, bir göz kaybedersen çok üzülürsün” falan der.
Ama Abu Dujana, “Göz mü? Bir bakalım, bir de şu savaşı bitirelim” gibi bir bakış açısına sahip olmuş. Tabii ki, bu tarz olaylar savaşta cesurca hareket etmeyi gerektiriyor, ama modern hayatta değil mi? Yani, düşünsene, biri gözünden ok saplanmış ve "Yok ya, ben hala giderim" diyecek, işte o zaman herkes “Ya, sen deli misin?” diyecek.
Benim kafamda şunu canlandırıyorum: Bugün birinin gözünden ok saplansa, kadınlar arasında hemen “Aa, hemen hastaneye gitmelisin! Ne yapıyorsun, gözün gitmesin!” gibi yorumlar dönerken, erkekler arasında “Hadi abi, ne yapalım, ok zaten saplanmış, savaşmaya devam” diyebiliriz. (Yani tabii, ben bu durumda Abu Dujana’nın yerinde olsam, o ok bir şekilde 'içimden' geçse de biraz acıtırdı diye düşünürüm!)
Dördüncü Perde: Savaş Sonrası: Abu Dujana'nın Gözlemleri!
Bir de şu var: İnsanın gözüne ok saplanınca, bir süre gerçekten stratejik düşünceleri yönetebilmesi zor olabilir. Ama Abu Dujana’da böyle bir durum yok. Okun saplandığı yerin acısı, kesinlikle savaşın geri kalanını etkilememiş!
Modern zamanlarda, birinin gözüne ok saplansa, “Aman Tanrım, bu acıyı nasıl çekiyor?” demek dışında, biz herhalde pek bir şey yapamazdık. Ama sahabemiz Abu Dujana, sanki ok saplanmak, sadece bir detaymış gibi, rahat bir şekilde o anki görevini yerine getirmeye devam etmiş. Gerçekten de, insanın cesareti bazen duygusal bağlardan daha büyük olabiliyor.
Sonuçta Ne Öğrendik?
Evet arkadaşlar, konuya nasıl yaklaşacağımız gerçekten çok önemli. Bir olay karşısında nasıl tepki vereceğimiz, hem kişisel cesaretimize hem de yaşadığımız toplumun değerlerine bağlı. Ama belki de hikâyeyi okuduktan sonra şöyle düşünürüz: Eğer bir gün gözümüze ok saplanırsa, Abu Dujana gibi olamayız ama belki de acıyı bir nebze daha soğukkanlılıkla karşılamayı öğrenebiliriz!
Siz ne dersiniz? Eğer gözünüze ok saplansa, nasıl bir reaksiyon verirdiniz? Abu Dujana gibi soğukkanlı bir şekilde devam edebilir miydiniz? Yoksa kadınlar gibi “Hemen hastaneye gidelim, göz kaybetmek de neymiş!” mi derdiniz? Yorumlarınızı bekliyorum!